Skip Navigation Links

YAZAR'IN DİĞER YAZILARI
 
Makale Kategorileri
 

yorukler et pazari

 

 

EN ÇOK OKUNANLAR

GAZETE MANŞETLERİ
Önceki Sonraki

''Bir tane veli gelip de benim çocuğumun dersi nasıl diye sormadı.''

DOĞAN ÜNAL
Gazete Köşesi - 20 Nisan 2017 Perşembe - 12:41:39  - Bu makale 1157 kere okundu.
DOĞAN ÜNAL 
doganmy@gmail.comTam hatırlamıyorum, sene 2003 ya da 2004 olması lazım.

Ortaokuldayım.
Okul idaresi ve öğretmenler toplanmış, her aileye belirli bir miktar para yardımı yapacak.
Durumu bize anlattı öğretmenlerimiz.
Böyle böyle, hafta sonu para yardımı yapacağız size, ailelerinizi buraya gönderin.
Eyvallah dedik.
Durumu ailelere anlattık, gönderdik velileri.
Derken pazartesi geldi, okula gittik.
Dersimize giren hoca yakınmaya başladı.
‘’Bu ne ilgisizliktir yaa, bir tane veli gelip te benim çocuğumun dersi nasıl diye sormadı.’’ Dedi.
‘’Paraya gelince kuyruğa girdiler. Sanki okulda okuyan çocukların ebeveynleri bunlar değil…’’
Tabii o yaşlarda kafa basmıyor pek bu tür şeylere. Okula git-gel. Derse gir-çık. Hafta sonunu bekle tatil için. Falan. Tozun içinde pembe bir hayat.

 

*

 

Ailelerin okuldaki davranışları, aslında evin durumu hakkında ipucu veriyordu öğretmenlere. Anne-baba ne kadar ilgiliyse evladına öğretmeni ile o kadar çok konuşuyor çocukla ilgili. Kimisi çocuğunu, dersini merak edip, hoca ile konuşurken kimisinin çocuğu ile ilişkisi anca karne gününde başlıyor. Baba karneye şöyle bir göz atıyor, notlara bakıyor, bir not da kendisi veriyor. Notlar iyiyse aferin benim oğluma/kızıma, kötüyse bir-iki fırça yahut madem okuyamayacaksın, işe vereyim o zaman seni. Yani ya herro ya merro hesabı. Çocuğa akla karayı seçtiriyor. Aklını başına topla diyor.

 

*

 

Türk halkının eğitim sistemini en iyi anlatan/eleştiren film Hababam Sınıfıydı.
Rıfat Ilgaz eğitim sistemini gördü, yazdı ve sahneye aktarıldı.
Ağlanacak halimize katıla katıla güldük.
Ilgaz, yıllar sonra verdiği bir röportajda der ki; ''Eğitim sistemimiz çok kötüydü. Gülünç durumdaydı. Ben de yazdım bunu. Millet de izledi, izledikçe güldü. Oysa ben, bizi anlattım o kitapta. Farkında olmadan kendimizi güldük''.

 

*
 

Eğitim dramasıdır işte bu.
Hababam Sınıfının bir serisinde karneler verilecekken, veli toplantısı yapılıyor ve karneler velilere veriliyordu. Yanlış hatırlamıyorsam böyleydi. Yanlış hatırlıyor da olabilirim. Veli toplantısı yapıldıktan sonra veliler dışarı çıkıyor, velinin birisi çocuğu ile konuşurken; ‘’Oğlum büyük hata ettik. Bu karne senin değil benim.’’ Diyordu.
Mesaj taa o günden verilmişti.
Anlayana tabii.

 

*

 

Eğitim evde başlıyor, öğretimde aynı şekilde.
Daha sonra okulda bu öğretim olarak devam ediyor.
Çocuk, okulda gördüğünü evinde tekrar etmezse, aile yardımcı olmazsa çocuğa, çocuk dersinde pasif oluyor, istediği eğitimi alamıyor.

 

*

 

Ders dediğin ‘’çalış.’’, ‘’çok çalış.’’ Demekle olmuyor.
Anne-baba çocuğuna çalış demek yerine, okulda ne gördün bugün, ne anlattılar size, ne anladın dese emin olun ki eğitimde çığır açılır çığır!
Sen çocuğunun üzerine ne kadar düşersen, çocuğuna ne kadar bakarsan çocuk da o derece düşer derslerinin üzerine. Tabii tadını kaçırmadığın sürece.
Çok çalışmakla verimli çalışmak arasında ders çalışmakla, çalışmamak kadar fark vardır.
Anne-baba ne zaman ebeveynliğe soyunursa, ne zaman gerçek bir ebeveyn gibi davranırsa çocuk da o zaman gerçek bir öğrenci olma yolunda adam atar.
Çocuğun geleceği size bağlı.
Çocuğun elinden tutun ve onun geleceğine beraber gidin.
Sorumluluğu onunla beraber omuzlayın ki, sorumluluğun nasıl alınması gerektiğini öğrensin çocuk.

 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Etiketler; o,
Yorum Gönder
 Bu içeriğe henüz yorum yapılmamış!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
 
 
 
5 TEMMUZ HABER REKLAMLAR